Doğa Gezileri

Yeniyayla – Madenler

Uzun zaman genellikle İznik çevresinde olduk. Bu hafta uzaklaşalım istedim. On yıl önceleri yürüdüğüm ve çok sevdiğim bir parkuru seçtim. O zamanlar çok sevmiştik. Bakalım ne değişikliklerle karşılaşacağız…
Yeniyayla, Adapazarı Hendek ilçesine bağlı (artık mahalle olarak anılıyor) bir köy. Karadenizi andırır dağlar içinde ve oldukça yüksekte. Denizden yükseklik bin yüz metre…

Yeniyayla camisini geride bıraktıktan sonraki ilk yol kıvrımında aracımızı terk ettik. Bu kez İstanbul’dan 28 Yudosklu doğa sever geldi. Benim katılımımla 29 olduk. İznikten aracımla otoyol Akyazı çıkışına geldim ve aracımı buraya park ederek otobüse geçtim. Karayolları çalışanı Ali bey, kamera altına park etmemi sağladı. Güvenlidir üç gün kalabilir dedi ama niyetim yok. Dönüşte akşam alacağım. Özen göstermesinden ziyadesi ile memnun kaldım. Teşekkürler Ali kardeş…

fındıklık

Ormandan geri kalan arazi, tamamen fındık kaplı. Dağlar karadenizi andırınca, üretimi de fındık olmuş. Karadeniz gibi dağınık evler ve ahalisi de tabi olarak karadenizden göçme. Bir çay ekimi eksik vesselam!…Önce fındıklıklara dalarak, sonra orman yolu ile yükselmeye başladık. Rotanın daha önce yürümediğim bir bölümünü google earth den çizmiştim. Yolda giderken baktım sağ tarafa yükselen yol patika arası, yeşil ve cazip bir patika var. Rotayı tekrar yakalarım umuduyla daldım. İyi de etmişim. Dostlar da sevdi bu patikayı. Bir süre sonra tekrar rotamızı yakaladık. Bir ara daldığımız patika kayboldu ve gps çizimine göre ilerlerken orman gülleri sarmalına düştük. İbrahim her zaman olduğu gibi yol açarak arkadaşların daha kolay geçişini sağladı. bazı bölgelerin google haritaları eski oluyor ve bir kaç yılda patika kapanmış olabiliyor. İndiğimiz orman yolunda ilerlerken bir dönemeçte kar yığını ile karşılaştık ve tabi olarak hiç kar görmemiş gibi fotoğraflar aldık.

Ve yolumuz, yukarıdan aşağıya yeşil yosun kaplı kayalar arasından, coşku ile inen su ile kesişti. Bir üst tarafında yol varken, bir süre buradan tırmanmak bana cazip geldi. Önce kısa bir keşif yaptım ve baktım 200 metre sonra tekrar yolla buluşuyoruz, gurubu davet ettim. Yola çıkış biraz meşakkatli olsa da problem yaşamadık. Öğlen vaktini bir hayli geçmiştik. Bu nedenle yeni bir serüvene girmeden yolu takip ederek kapağı Turnalık yaylasına attık.

Öğlen molası ve bir İbrahim Birlikay klasiği olan tanışma faslını takiben tekrar yola revan olduk. Bu kez on yıl önceki rotamı takiben Madenler köyüne ineceğiz. Bu arada, Dokurcun tarafından Turnalık yaylasına baya geniş bir yol yapıldığını gözledik. Tabi olarak yolla birlikte yayla beton ev dolmuş…. O eski ahşap yayla evlerinden sadece birkaç örnek kalmış. Bu gidişle adına yayla diyebileceğimiz mekanlar kalmayacak. Yaylalar şehir insanlarının görgüsüz yapılanmaları ile yok oluyorlar. Buna fırsat veren de ormanı tahrip ederek açılan geniş yollar…

Ormana girdiğimiz noktada bir patikamız başlıyordu. Patika yok yol var. Orman kesimleri için girilmiş, traktörlerle tomruk çekmekten güzelim parkur çamur deryasına dönüşmüş. Yıllar önce burada yakaladığımız bu patikayı çok sevmiş ve bir isim vermek istemiştik. Eski dostlarımızdan Kıvanç Algan ”Albay Yolu” olsun demişti. Doğa yürüyüşlerinde çok disipline davrandığım için Kıvanç bana ”Albay” lakabı takmıştı. ”Albay Yolu” demekle kıvanç, patikayı bana ithaf ediyordu. Çamurlaşmış patikamızı bitirdiğimiz noktada birbirinin aynı iki yayla evi vardı. Evet bu şirin evler hala yerinde duruyor ama tomruk çekimleri burayı da çamurlaştırmış.

Karşıda Sülüklüğöl çöküğü. Bu fotoğrafı Mehmet İbrişim’den ödünç aldım.

Kısa süre sonra yola çıkıyoruz. Karşımızda, Karagöl, Sultaniye, Acelle ve Davlumbaz gibi ünlü yaylaları barındıran sıradağ manzarası. Sülüklügöl çöküğü çok net görüntüde…
Burası artık köy içi yolu ve asfalt. Asfaltta uzun yürümemek için bir bahçeyi gözümüze kestiriyoruz. Dönüşte gurubun arkasını beklerken, evden bir köylü kadın çıkıyor. Garip bakışları ile bizi süzerken arkadaşlar ”çaya geldik” şakası yapıyorlar…
Araç bizi okulun bahçesinde bekliyordur. Böyle tembihlemiştim. İbrahim camiye gelsin istedi. Haklıydı. Cami de su var ve temizlenmek için ideal mekan. Öyle yaptık. Biz Cami’ye indik, temizlendik, aracımıza binip dönüş yoluna revan olduk…

Toplam 15 kilometre yol yaptık. 6 saat sürdü. Buyurun fotoğraflarımıza… Üstüne tıklamak sureti ile büyütebilirsiniz…
Buraya kadar okumuşsanız bir yorumu hakettik demektir. Altta yorum sütunlarımız var. Bakalım kimler okumuş. :))

4 Comment

  1. Oğuz merhaba, yazını okudum, fotoğraflarına baktım hepsi harika.
    Fotoğraflardan gördüm ki parkur harika.
    Yaylalar, manzaralar bakmakla duyulmuyor.
    Biliyorum ki sen eski dağcı ve yürüyüşçüsün, o nedenle seçtiğin parkurlar çok keyifli yerlerdir.Seninle yürüyen yürüyüşçü arkadaşlar çok şanslı.
    Bizim de bir grubumuz var, ADD Ayvalık Doğa Yürüyüş Grubu.Bu grupla bizde bu hafta Kaz Dağların da idik.Müthiş keyifliydi ama ben biraz ara verdiğim için bu yürüyüş te zorlandım.Üstelik bizim başlangıç 1400 metre rakımdan başladı.Dağın arka yüzü olduğunda 1 saate yakın karlı bir yolda yürüdük.
    Sevgili Oğuz düşünebiliyormusun, yaza yaklaştığımız şu günlerde karda yürüyorsun. Müthiş keyifliydi.Doğa harika.Vadiler, uçurumlar ve o uçurumlardan akan şelaler müthişti.
    Bizim parkur 20 km idi ve zaman kısa idi, yürüdüğümüz parkur Milli Park içerisinde olduğu için akşam saat 18, 00 önce bu alandan ayrılmamız gerekiyordu.
    Ben ham olduğum için ertesi günü evde yatarak geçirdim.
    İyiki de yattım, yoksa senin bu güzel paylaşımını görmeyecektim.
    Selâm ve sevgiler.

  2. Oguz Bas klasigi. Sizin butun rotalariniz gorsel yonden senlikli oluyor. Icinde olmaktan mutluluk duydum.

  3. Biraz keşif, biraz da macera yürüyüşü olmuş. Fotograflar kadar anlatımı da çok güzel buldum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir