Doğa Gezileri

Kıblepınar Şehitliği – Müşküle Kayalığı

30 kişi Bursa Yenişehir Kıblepınar Köyü’nden başladık bu sefer… Başlama yüksekliğimiz 780 metre idi. Açık arazide, sağımızda muhteşem bir Uludağ manzarası eşliğinde hafif yükselişle sırt yoluna vasıl olduk. Bir süre sonra ise Kıblepınar şehitliğine geldik.

Kıblepınar, Bursa ilinin Yenişehir ilçesine bağlı bir mahalledir. Mahallenin eski adı Tepeköy’dür. Mahalleye ilk yerleşenler Osmanlı-Rus savaşı sonrası Bulgaristan’dan göçen Türkler’dir. 1970’li yıllardan sonra mahalleden şehirlere göç nedeniyle mahallenin nüfusu büyük ölçüde azalmıştır. Mahallenin iklimi, Marmara iklimi etki alanı içerisindedir. Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Mahallede, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Mahallenin içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Mahalleye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup mahallede elektrik ve sabit telefon vardır.

6-7-8 eylül 1922 de, kurtuluş savaşımızın başarıya ulaşmasıyla işgalci Yunan kuvvetleri ülkeyi terkederken, Binbaşı Muharrem bey birliği ile takiptedir. Yunan kuvvetleri pusu kurarak takip birliğini şehit ederler. Muharrem bey, yaralı olarak Selimiye köyüne iner ve orada hayatını kaybeder. Şehitliği köy içi ana yol üzerindedir. Askerleri için ise, Kıblepınarın doğusunda, dağın sırtlarında şehitlik vardır…

Orman yolu, patika ve çoğu kez orman derinliklerine dalarak ilerledik. Sırtlarda meşe hakimiyeti var. Sağda Yenişehir ovası, uzaklarda Uludağ ve solumuzda İznik gölü manzarası ile uzun süre sırtlarda olduk. İnişe geçtiğimizde kayın ve çamlarla tanıştık. Müşküle köyü seviyesinde ise artık zeytin ağaçları arasında ilerledik. Çuha, noel gülü, dağ sümbülü gibi kır çiçeklerimizle büyülendik.

Müşküle, muhtara kızdığı için delileri aza seçen köy. Ünü o kadar yayılıyorki, El Cezire bile haber yapıyor… Herkes müşküle’yi delileri aza seçmesiyle yarı mizahi bir olayla bilse de, Müşküle’nin tarihi çok derin ve Türk solu için anlamlıdır. 1910 doğumlu bir adam, İsmail Başaran, çıkan bir tarla kavgası neticesinde Bursa cezaevine gönderilir. Bursa’da yatarken kendisiyle aynı koğuşta yatmakta olan Nazım Hikmet’le tanışır, hak, eşitlik, adalet, sosyalizm üzerine bir çok şey öğrenir, Nazım sayesinde bir çok kitap okur. Şiirler yazar, hatta buğday direniyor isimli bir kitap yazar. Ayrıca söylenilenlere göre Nazım Hikmet’in Bursa cezaevinden kaçışına yardımcı olur. İsmail Başaran cezaevinden çıktıktan sonra kendisiyle yakın bir dostluk kuran genç Fevzi Kavuk’a Nazım’dan, sosyalizmden, edebiyattan bahseder, o sıralar köyün öğretmenliğini yapan Seyfi Alp’in de etkisiyle Fevzi Kavuk kendisini çok geliştirir. Köyün gençlerini etrafında toplar, dostluk spor kulübünü kurar, gençlerin sosyal olarak yetişmesini sağlar. İlkokul, köy konağı, tuvalet, yol ve düzenli bir köy alanı yaptırır. Köye içme suyu getirir. Bu arada köylülerini sol siyasetler doğrultusunda bilinçlendirir. İşçi grevleriyle “1 mayıs” kutlamalarına köylüleriyle birlikte destek verir.

ARAP dünyasının CNN’i olarak nitelenen El Cezire Televizyonu, muhtarlarına kızıp delileri köy azası seçen Müşküle köylülerinin öyküsünü “Bizim diktatörlere ders olsun” diyerek haber yaptı. El Cezire’nin Ankara Temsilcisi Yusuf El Şerif,”Olayı duyduğumuzda hemen ilgimizi çekti. Çünkü, adamlar orada demokrasi dersi veriyorlar. Bizim için örnek bir olay. Müşküle köylülerinin öyküsünü bizim diktatörlere ders olsun diye çektik” dedi. El Şerif, şöyle konuştu:
Bizim Arap dünyasında Bursa’daki o küçük köydeki kadar bile demokrasi yok. Adamlar en azından muhtarlarına tepkilerini, demokrasiyi silah olarak kullanarak gösteriyorlar. Ama bizde bu şekilde silah olarak kullanılabilecek bir demokrasi yok maalesef. Ya şiddete başvurup terörist oluyorsun ya da sessiz kalıyorsun. Başka bir seçenek yok. Biz de bu olayı bizim diktatörlere ’bakın, görün ve utanın’ demek için çektik. Arap dünyasında da böyle seçim hakkı olsaydı ve halk tepki olarak delileri seçip Meclis’e doldursaydı bu bizim diktatörler için çok iyi bir ceza olurdu. 
El Şerif, ’Müşküle’ 
köyün adının da “Arapça’da ’sorun’ anlamına geldiğini söyledi.

Yürüyüşümüzü göl kıyısı Müşküle kayalıklarında noktaladık. Toplam 15 kilometre… Buyurun Foto galeriye… Fotoğrafları tıklamak sureti ile büyütebilirsiniz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir